Kampüste Birlikte Yaşam

İstanbul Teknik Üniversitesi kampüslerinde insan, hayvan ve doğanın ortak yaşamı; İTÜ Veteriner Birimi’nin saha pratiğinden bir söyleşi.


Ayazağa Kampüsü’nde sabah her zaman aynı ritimle başlamaz. Bazen kaldırımda beliren bir patinin izi, bazen gölet kıyısında sessizce bekleyen bir kuş, bazen de henüz kimse gelmeden başlayan bir hareket, kampüsün yaşayan bir bütün olduğunu hatırlatır. Bu izler, gün içinde silinmez; kampüsün gündelik hayatına sessizce karışır.

İstanbul Teknik Üniversitesi kampüsleri, yalnızca akademik üretimin gerçekleştiği alanlar değildir. Aynı zamanda farklı türlerin, aynı mekânda ve aynı zaman diliminde var olduğu çok katmanlı yaşam alanlarıdır. İnsan hareketi bu yaşamın yalnızca bir parçasıdır; hayvanların, bitki örtüsünün ve yaban hayatının bıraktığı izler de bu bütünün ayrılmaz parçasını oluşturur.

Kampüs Birimi Olarak Veterinerlik: Günlük Hayatın Görünmeyen Omurgası

İTÜ’de kampüs yaşamını yalnızca ders saatleri, laboratuvarlar ya da ulaşım hatları üzerinden okumak eksik bir fotoğraf verir. Ayazağa’dan Taşkışla’ya, Maçka’dan Tuzla’ya uzanan beş yerleşkede, kampüsün ritmini aynı zamanda kediler, köpekler, kuşlar, sürüngenler ve küçük memeliler belirliyor. Bu ritmi izleyen ve yöneten ise, çoğu zaman farkına varmadan hayatına dokunduğumuz İTÜ Veteriner Birimi.

Veteriner Hekim Başak Çağla Kaymaz Çıplak, birimin günlük işleyişini şöyle özetliyor:

Biz İTÜ Veteriner Birimi olarak İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 5 yerleşkesinde hizmet veriyoruz. Veteriner birimimiz Ayazağa Kampüsünde bulunuyor ancak Taşkışla, Maçka, Gümüşsuyu ve Tuzla kampüslerindeki hayvanlarla ilgili süreçleri de eşzamanlı veya takvim belirleyerek koordineli bir biçimde yürütüyoruz. Günlük ilerleyişimiz genellikle birimimizde halihazırda tedavi gören hayvanların günlük muayeneleri, ilaç uygulamaları, temizlikleri ve beslenmeleri gibi genel bakım rutini ile başlıyor. Gün içinde yardım biletleri ile gelen ihbarlar için hızlıca sahaya çıkıyor, şikayete konu olan basit vakalarda hayvana yerinde müdahale ediyor veya hasta hayvanın yakalanması için uygulamalarımıza başlıyoruz. Tedavinin yerinde yapılamayacağı durumlarda hasta hayvan birimimize alınıyor ve tedavisini burada gerçekleştiriyoruz. Hayvanlarımız tedavi gördükten sonra yuvalandırılıyor veya alındıkları yaşam alanına yeniden bırakılmak suretiyle taburcu ediliyor.

Veteriner Birimi’nin takip ettiği standart akış; ihbarın alınması, yerinde değerlendirme, gerekirse kliniğe alım ve kayıt sistemine işlenerek izlenmesini içeriyor.

Bunun yanı sıra kampüs içinde insan-hayvan-çevre uyumunu ve huzurunu sağlamak da temel görevlerimizden biri. Besleme noktalarının düzenli kontrolü, gerekli aşılamaların zamanında yapılması için fakülte veya kampüs bazlı çalışmaların düzenlenmesi, kampüslerde genel popülasyonun kontrolünün sağlanması için kısırlaştırma süreçlerinin yönetimi ve kampüslerimizde hayvan dostlarımızın genel sağlık durumlarının takibini yaparken hayvan refahına uygun yenilikler için de çalışıyoruz. Aynı zamanda kişilerin bilinçlendirilmesi için eğitimler veriyor, etkinlikler ve çeşitli eğitim kurumları ile sosyal farkındalık çalışmaları yapıyoruz.

06.02.2025 Tarihli Kampüs Hayvanları Yönergesi

Yönergenin amacını Başak Çağla Kaymaz Çıplak şöyle anlatıyor:

06.02.2025 tarihinde yürürlüğe giren yeni Kampüs Hayvanları Yönergesi, kampüs hayvanları ile ilgili ihtiyaçlar doğrultusunda ve yasa değişikliği ile güncellendi. Temel amacı; insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte gözeten sürdürülebilir bir kampüs yaşamı oluşturmak. Bu yönergeyle hedeflenen amaç, kampüslerimizdeki hayvanların refahını güvence altına alırken aynı zamanda kampüs sakinlerinin de kendini güvende hissettikleri bir denge kurmak.

Yönerge, iki yönden kritik: Bir yandan koruma–beslenme–tedavi–rehabilitasyon süreçlerini tanımlıyor, diğer yandan da Hayvan Bakım Gönüllüleri gibi aktörlerin konumunu netleştirerek, dağınık bireysel çabaları kurumsal bir sistem içinde topluyor.

Bu yapı, dünya üniversitelerinde uygulanan “kurumsal hayvan yönetimi komisyonu” modeline denk düşüyor; ancak İTÜ’de bu komisyonun sahadaki “eli”, Veteriner Birimi ve Gönüllü Ağı.

Yeşil Kampüste Yaban Hayatı: Doğal Döngüye Saygı

İTÜ kampüslerinin bir diğer yüzü, kent dokusu içinde neredeyse park statüsünde sayılabilecek biyolojik çeşitlilik. Göç yolları üzerinde yer alan, orman dokusunu, göletleri ve farklı habitatları bir arada barındıran bu alan, yalnızca öğrenci ve çalışanlara değil, birçok yaban türüne de ev sahipliği yapıyor.

Başak Çağla Kaymaz Çıplak, bu çeşitliliği şöyle tarif ediyor:

Oldukça geniş bir arazi üzerinde bulunan kampüsümüz doğal hayatı da içinde barındırarak tüm canlıların ortak yaşam alanı kurgusu ile yeşil kampüs anlayışına sahip. Kampüsümüzün göç yolları üzerinde bulunması, büyük oranda orman arazisine, gölet ve çevre faunasına sahip olması nedeniyle İstanbul’un kent dokusu içinde nadir görülebilecek bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda birçok kuş türünün göç sürecinde bir durak konumunda. Kampüslerimizde atmaca, balıkçıl, sülün, peçeli baykuş, keklik, kızılgerdan, bıldırcın, leylek, karga, saksağan, güvercin, martı, renkli papağanlar, ördek, kaz ve zaman zaman göç yorgunu iniş yapan ve bir süre konaklayan kanatlılar, kaplumbağa, kurbağa, yılan, oluklu kertenkele, semender gibi sürüngenlerin yanısıra sincap, sansar, kirpi gibi memeliler ve göletteki balık türleri ile karşılaşmak mümkün. Bu türler ekosistemin doğal bir parçası ve kampüsümüzün canlı bir doğa alanı olduğunun göstergesi.

Yaban hayatıyla ilgili asıl yetki, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne ait olsa da, kampüs içinde İTÜ Veteriner Birimi, bilgilendirme ve yönlendirme rolünü üstleniyor:

Temel yaklaşımımız yaban hayatına müdahale etmekten çok, onun doğal döngüsünü bozmadan varlığını sürdürebilmesini sağlamak. Bu sebeple öğrencilerimizin ve personellerimizin yaban hayvanlarıyla karşılaştıklarında sakin kalmaları, hayvanlara yaklaşmamaları, beslememeleri ve yönlendirmeye çalışmamaları gerekiyor. Yaralı veya risk altında bir durumla karşılaşılması durumunda, doğrudan müdahale etmek yerine Veteriner Birimine ya da ilgili kurumlara haber verilmesi en doğru tutum oluyor.

Kampüste mama ve su kapları, ihtiyaçlara göre belirlenmiş noktalara yerleştirilmiş. Bu noktalar harita üzerinden güncellenerek takip ediliyor. Günlük kontrol, Veteriner Birimi’nde görev yapan yarı zamanlı öğrenciler ve Hayvan Bakım Gönüllüleri tarafından yürütülüyor; böylece kampüs, öğrencilerin de aktif rol aldığı canlı bir sosyal-ekolojik laboratuvar niteliği kazanıyor.

Nüfusun dengede kalması için benimsenen yöntem, yaygın olarak dünyada da kullanılan Kısırlaştır–Aşıla–Yaşat Modeli:

İTÜ Veteriner Birimi olarak kampüs genelinde yürütülen planlı kısırlaştırma uygulamalarıyla popülasyon kontrolünü sağlamayı hedefliyoruz. Amacımız, kampüslerimizde yaşayan hayvanların yaşamlarına sağlıkla devam etmeleri. Kısırlaştırma operasyonu sonrasında kedilerin iç ve dış parazit uygulamaları, kuduz aşıları yapılıyor, mikroçiplenerek alındıkları yaşam alanlarına geri bırakılıyorlar. Bu bilgiler kampüs hayvanları sistemimize eklenerek hayvanların sağlık ve müdahale geçmişleri düzenli şekilde takip ediliyor.

Köpekler için bu sistem daha da ayrıntılandırılmış bir katalog ile destekleniyor:

Kampüsümüzde yaşayan köpeklerin takibini düzenli ve hızlı bir şekilde yapabilmek için katalog sistemi uyguluyoruz. Bu sistemde kampüs sınırları içinde yaşayan her köpek; mikroçip numarası, fotoğrafı, yaklaşık yaşı, aşı ve sağlık geçmişi ile kayıt altına alınıyor. Böylece her hayvanın bireysel sağlık süreci, davranış geçmişi ve bulunduğu bölge düzenli olarak izlenebiliyor… Ayrıca kampüse dışarıdan giren bir köpeğin tespit süreci oldukça hızlanıyor. Bu kayıt sistemi, hem sağlık takibi hem de olası şikâyet/olay anlarında hızlı, adil ve şeffaf müdahale için temel dayanak.

Kapalı Alanlarda Denge: Hijyen, Güvenlik ve Refah

Yemekhaneler, kantinler, yurtlar ve sınıflar, kampüs yaşamının en yoğun alanları. Bu alanlara hayvanların girişine yönelik sınırlandırmalar, çoğu zaman yalnızca “yasak” olarak görülse de, arka planında hem insan sağlığı hem hayvan refahını birlikte gözeten bir risk analizi bulunuyor.

Başak Çağla Kaymaz Çıplak, bu dengeyi şöyle açıklıyor:

Hayvanların iyi koşullarda yaşaması önemli ama bir o kadar da insanların sağlığını ve temizliği gözetmemiz gerekiyor. Bu dengeyi sağlamak önceliğimiz. Yemekhane, kantin, yurt ve sınıf gibi kapalı alanlara hayvan girişine yönelik sınırlandırmaların temelinde bu denge anlayışı yer alıyor. Bu alanlar; gıda güvenliği, yoğun kullanım ve hijyen açısından belirli standartların korunmasını gerektiriyor. Dış ortamda yaşamını sürdüren hayvanların taşıyıcı olabildiği endoparazit ve ektoparazitler, kapalı alanlarda risk oluşturabiliyor. Bunun yanı sıra laboratuvar ortamlarında hayvanların maruz kalabileceği kimyasal yanıklar, yemekhane ve kantin gibi gıda üretim alanlarında fiziksel yanık ya da yaralanma riski, binalarda kapalı kalma ve stres yaşama gibi hayvan odaklı olumsuz durumlar da bu sınırlandırmaların önemli gerekçeleri arasında yer alıyor. Ayrıca alerjisi ya da hayvan korkusu olan bireylerin de kampüsün eşit kullanıcıları olduğu unutulmamalı.

Buradaki yaklaşımın altı özellikle çiziliyor:

İTÜ’de benimsediğimiz yaklaşım, hayvanları kampüs yaşamından uzaklaştırmak değil; sahadaki tespitler doğrultusunda, aşamalı ve kontrollü uygulamalarla birlikte yaşamı sürdürülebilir kılmak. Bu nedenle, beslenme ve yaşam noktaları açık alanlarda, hem hayvanların hem insanların rahat edeceği biçimde konumlandırılıyor; nokta değişiklikleri ise hayvanların adaptasyonunu gözeten küçük adımlarla yapılıyor.

Olay Yönetimi ve Hukuki Çerçeve: Güvenlikten Vazgeçmeden Hayvanı Korumak

Birlikte yaşamın olduğu her ortamda olduğu gibi, kampüslerde de zaman zaman saldırı, tırmalama veya ısırma gibi vakalar yaşanabiliyor. İTÜ, bu vakaları bireysel tepkilerle değil, kayıt, gözlem ve ilgili kurumlarla iş birliğine dayalı bir prosedürle ele alıyor.

Özel Köpek Yaşam Merkezi, kampüs köpekleri için oluşturulmuş kontrollü bir alan. Hayvanlar burada tanıdık çevreden kopmadan rehabilite ediliyor, tırmalama ve ısırma gibi adli vakalarda ise süreç doğrudan ilgili ilçe Veteriner İşleri Müdürlüğü üzerinden, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu çerçevesinde yürütülüyor:

Biz Veteriner Birimi olarak adli vakalarda gerekli kurumlar ile kişilerin koordinasyonunu sağlıyor, kampüs içi yaşanan hayvan konulu ihbarlarda ise zamanında ve eksiksiz kayıt, hayvan davranışları konusunda doğru gözlem ve yetkili kurumlarla iş birliği sayesinde hem kampüs güvenliğini sağlıyor hem de hayvanların gereksiz mağduriyet yaşamasının önüne geçiyoruz. Burada günlük besleme, genel sağlık kontrolleri, temizlik, iç ve dış parazit uygulamaları düzenli olarak yapılıyor. Köpeklerin sağlık durumları, davranışları ve birbirleriyle olan uyumları sürekli izleniyor ve kayıt altına alınıyor.

Merkezin yaklaşımı, izolasyon değil rehabilitasyon ve bağ kurma olarak okunabilir.

Hayvan Bakım Gönüllüleri: İyi Niyetin Kurumsal Hâle Gelişi

İTÜ kampüslerinde birlikte yaşamın görünür yüzlerinden biri de, mama ve su kaplarının başında gördüğümüz öğrenciler, akademisyenler ve çalışanlar. Yönerge, bu bireysel çabaları “Hayvan Bakım Gönüllüsü” başlığı altında kurumsallaştırıyor:

Hayvan Bakım Gönüllülerinin temel görevleri arasında; kampüslerde yaşayan kedi ve köpeklerin beslenme ve bakım süreçlerini takip etmek, aşı, kısırlaştırma ve sağlık kontrolleriyle ilgili konularda Veteriner Birimi ile iş birliği yapmak yer alıyor. Aynı zamanda sahipsiz hayvanların sahiplendirilmesine yönelik çalışmalara katkı sunuyor, kampüs içinde karşılaşılan olumsuz durumları birimimize bildirerek erken müdahaleye yardımcı oluyorlar. Bunun yanında gönüllülerden, yıl boyunca yaptıkları çalışmaları belirli dönemlerde raporlamaları, düzenlenen eğitimlere katılmaları ve yönergeye uygun hareket etmeleri bekleniyor. Buradaki temel yaklaşım, iyi niyetli bireysel çabaları ortak bir sistem içinde buluşturmak.

Bu yapı, uluslararası örneklerle benzer biçimde, gönüllü emeğini ölçülebilir, izlenebilir ve hesap verebilir bir sisteme dönüştürüyor; kampüsü çok türlü bir topluluk olarak gören bakış açısını güçlendiriyor. İTÜ kampüsü, sadece insanlar için değil; doğayla, hayvanlarla ve çevresiyle birlikte yaşayan bir alandır.

İTÜ ailesine iletmek istediğimiz en temel mesaj şu: Kampüs yaşamı, paylaşıldıkça dengelenen bir bütün. Bu bütünün içinde insanlar kadar hayvanlar ve doğa da yer alıyor. Kampüs hayvanlarımızın yaşam kalitesi ve toplum sağlığını korumak ise ancak ortak bir bilinç ve sorumluluk anlayışıyla mümkün.

Teşekkür…

Bu söyleşi, üniversite kampüslerinde insan, hayvan ve doğanın aynı bütünün parçaları olarak nasıl bir arada yaşayabildiğini anlatıyor. Hayvan sağlığı, toplum sağlığı ve çevresel dengeyi birlikte düşünmeyi, sahadaki somut uygulamalar üzerinden görünür kılıyor. Metin, sadece soru-cevaplardan oluşan bir röportaj değil; kampüste yıllar içinde oluşan birlikte yaşam kültürünün kaydı gibi okunabilir. İnsanların, kedilerin, köpeklerin, kuşların ve kampüsün doğal dokusunun birbirini nasıl etkilediğini; bakım, beslenme, tedavi, yönetim ve gönüllülük gibi başlıklarla ele aldı.

Sahipsiz hayvanların kampüslerde bilimsel bilgiye dayalı, katılımcı ve etik bir çerçeveyle desteklenmesi; hem hayvanların iyi olma hâlini hem de öğrenciler ve çalışanlar için güvenli, dengeli bir kampüs ortamını güçlendiren bir yaklaşım olarak ele alınıyor. Kısırlaştırma, aşılama ve yerinde yaşatma gibi uygulamalar da, nüfusun dengelenmesine ve insan–hayvan etkileşimlerinin daha uyumlu bir zeminde sürmesine katkı sağlayan araçlar olarak değerlendiriliyor. Bu sürecin arka planında, üniversite içinde farklı birimlerin sorumluluk alması ve birlikte hareket etmesi yatıyor. Veteriner biriminin sahadaki emeği ile kurum yönetiminin sahiplenmesi birleştiğinde, kampüsün tamamına yayılan, sürekliliği olan bir birlikte yaşam modeli ortaya çıkıyor. Bu model, yerel ölçekte uygulanabilir; şeffaf, çoğulcu ve sürdürülebilir bir çerçeve sunuyor.

Gemini_Generated_Image_kq6jdbkq6jdbkq6j vet_(5) vet_(75)

Kaynaklar

Bicalho, R. C., Machado, V. S., & Caixeta, L. S. (2024). Integrated animal population management and public health outcomes. Frontiers in Veterinary Science, 11, 1298473. https://doi.org/10.3389/fvets.2024.1298473

García Pinillos, R., Appleby, M. C., Manteca, X., Scott-Park, F., Smith, C., & Velarde, A. (2016). One Welfare – a platform for improving human and animal welfare. Veterinary Record, 179(16), 412–413. https://doi.org/10.1136/vr.i5470

Spehar, D. D., & Wolf, P. J. (2019). An examination of an iconic trap–neuter–return program: The University of Central Florida campus cat program. Animals, 9(12), 1061. https://doi.org/10.3390/ani9121061

Swarbrick, H., & Rand, J. (2018). Application of a protocol based on trap–neuter–return to manage feral cats on an Australian university campus. Animals, 8(5), 77. https://doi.org/10.3390/ani8050077

World Health Organization, Food and Agriculture Organization of the United Nations, & World Organisation for Animal Health. (2019). Taking a multisectoral One Health approach: A tripartite guide to addressing zoonotic diseases in countries (Tripartite Guide). World Health Organization. https://apps.who.int/iris/handle/10665/325620

Decker, D. J., Riley, S. J., & Siemer, W. F. (2012). Human dimensions of wildlife management (2nd ed.). Johns Hopkins University Press.