Afetlerle Mücadelede Kurumsal Hafıza

İTÜ Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi

1999’dan Geleceğe: Bilgiyle, Hafızayla, Dirençle


17 Ağustos’un derin acısı ve tarihsel kırılımının ardından filizlenen ve ‘Teknik’in köklü mühendislik birikimiyle güçlenen İTÜ Afet Yönetim Merkezi, bugün Türkiye’nin afet direncinde akademi ile sahayı buluşturan stratejik bir merkezdir. Kurumun “Mükemmeliyet Merkezi”nden ulusal bir enstitüye dönüşen serüvenini ve “Devlet biziz” felsefesini Merkez Müdürü Dr. Hikmet İskender ile konuştuk.

Afet yönetimi, yirmi birinci yüzyılda hızlanan teknolojik ilerlemeler ve artan küresel riskler karşısında, medeniyetlerin sürdürülebilirliği için vazgeçilmez bir disiplin haline gelmiştir. Dünyanın en aktif sismik kuşaklarından birinde yer alan coğrafyamız için ise bu alan, salt bir kamu hizmeti olmanın ötesinde, bir varoluş stratejisidir. İşte bu stratejik düzlemde İstanbul Teknik Üniversitesi, 250 yılı aşan köklü geçmişi ve mühendislik bilimlerindeki öncü kimliğiyle afetlere karşı toplumsal direncin inşasında doğal ve tarihsel bir misyon üstlenmektedir. Bu misyonun en somut ve kurumsal ifadesi ise İTÜ Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi’dir.

İTÜ Afet Yönetim Merkezi, yalnızca teknik birimlerden oluşan bir yapı değil; aksine 1999 Marmara Depremi’nin kolektif hafızasından doğan, akademik bilginin derinliğini sahanın zorlu gerçekleriyle harmanlayan, yaşayan bir organizmadır. Merkezin akademik, uygulama ve operasyonel sacayakları üzerine kurulu yapısı, “Geleceği Dönüştür” vizyonumuzun en belirgin kanıtıdır. Bu vizyonun nasıl kök saldığını anlamak için, her şeyin başladığı o trajik yıla dönmek gerekir.

Krizden Doğan İrade: Kuruluş Hikâyesi

Her köklü kurumun bir kuruluş hikâyesi vardır; ancak bazıları, bir ulusun belleğinde derin izler bırakan travmaların küllerinden doğar. İTÜ Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin kuruluşu da, tam böyle bir kriz anında filizlenen ve geleceği şekillendirme iradesine dönüşen tarihsel bir sorumluluğun ürünüdür.

Merkez Müdürü Dr. Hikmet İskender o günleri anlatırken, her şeyin 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinin sarsıcı atmosferinde başladığını belirtiyor. 17 Ağustos depreminin hemen ardından İTÜ’nün ev sahipliğini yapmak üzere aylardır hazırlandığı, 34 ülkeden 600 katılımcının beklendiği Uluslararası Mühendislik Eğitimi Sempozyumu, büyük bir bilinmezlikle karşı karşıya kalmıştı. Ancak İTÜ ailesi, kriz anlarında ortaya çıkan o meşhur direncini gösterdi ve sempozyum 20-24 Eylül 1999’da başarıyla gerçekleştirildi. Bu süreç, Türkiye ile ABD hükûmetleri arasında afet yönetimi konusunda bir model arayışını tetikledi ve ACHIEVE (A Cooperative Hazard Impact Reduction Effort Via Education) projesi doğdu.

Dönemin Rektörü Prof. Dr. Gülsün Sağlamer’in vizyoner girişimleriyle proje İTÜ’ye kazandırıldı. 85 öğretim üyesi arasından seçilen 31 (+1) akademisyen, ABD Federal Acil Durum Yönetim Kurumu (FEMA) uzmanlarından yedi ay boyunca yoğun bir “eğitmen eğitimi” aldı. Dr. İskender, o günkü eğitimlere dair ilk izlenimlerini samimiyetle paylaşıyor:

Açıkçası Amerikalıların bu yaklaşımlarını başlangıçta biraz hafif bulmuştuk. Ancak Vietnam gazilerinden toplum bilimcilere uzanan uzmanların sunduğu, sabah 9’dan akşam 9’a süren o yoğun disiplin, bakış açımızı kökten değiştirdi.

Bu eğitimler, Merkezin entelektüel temelini atan temel harcı oluşturdu.

Merkezin en temel misyonu; afet bilincine sahip, sorumluluk alan ve en zor zamanlarda birbirine destek olan bireylerden oluşan dirençli bir toplum inşa etmektir.

Mükemmeliyet Merkezi’nden Enstitü’ye Dönüşüm

Başarılı kurumlar statik kalmaz; zamanın ruhuna uyum sağlayarak evrilir. İTÜ’nün afet yönetimi yapılanması da 2001’den günümüze stratejik bir büyüme öyküsüdür.

Bu evrim üç temel aşamadan oluştu:

  • Afet Yönetimi Mükemmeliyet Merkezi (2001): “Center of Excellence” kimliğiyle atılan bu ilk adım, uluslararası standartlarda bir uzmanlık merkezi olma hedefini yansıtıyordu.
  • Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi (UYGAR): Teorik bilginin somut projelere dönüşmesi, kamu ve özel sektöre danışmanlık verilebilmesi adına yapı, bir UYGAR merkezine dönüştürüldü.
  • Afet Yönetimi Enstitüsü: Akademik yapının güçlenmesi ve sürdürülebilir insan kaynağı için yüksek lisans ve doktora programları tek çatı altında toplandı.

İTÜ bugün afet yönetimini, yaşayan bir organizmaya benzer şekilde, birbirini tamamlayan üç ana yapı üzerinde kurgulamaktadır:

  • Akademik Yapı (Beyin): Afet Yönetimi Enstitüsü, bilimsel altyapıyı güçlendirir.
  • Proje ve Uygulama Yapısı (Kollar): UYGAR Merkezi, BOTAŞ gibi stratejik kurumlardan özel sektöre kadar bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürür.
  • Operasyonel Yapı (Ayaklar): İTÜ AFAD Koordinatörlüğü ise, yerleşkelerimizin acil durum planlarını ve tatbikatlarını yöneterek sahadaki gücümüzü oluşturur.

Saha Tecrübesi ve “Yedeğin Yedeği” Felsefesi

Merkezin başarısının ardındaki temel güç, insan faktörü ve pratik akıldır. İTÜ Afet Yönetim Araştırma ve Uygulama Merkezi, kurumsal hafızanın kişilere bağımlı kalmaması gerektiği anlayışıyla “yedeğin yedeği” felsefesini benimser. Bu modele göre, en geç yedinci sömestrde görev alan bir öğrenci, sorumluluğunu mutlaka alt sınıftan bir öğrenciye devrederek bilgi ve deneyimin kesintisiz aktarılmasını sağlar.

Merkezin ilk mezunlarından Dr. Fatih Yaman’ın, 6 Şubat 2023 depremlerinin hemen ardından İstanbul Sanayi Odası’nda Afet Yönetimi Şube Müdürü olarak görevlendirilmesi, bu ekolün başarısının somut bir göstergesidir. Saha tecrübesinin hayat kurtaran niteliği ise 6 Şubat depremlerinde çarpıcı bir örnekle ortaya konmuştur: Merkezin eğitim verdiği İpragaz’ın Hatay’daki tesisi, depremin merkez üssünde yer almasına rağmen operasyonel kalmayı başarmıştır. Normal koşullarda 40’tan fazla personelle faaliyet gösteren tesis, eğitimli kadrosu sayesinde yalnızca 13 kişiyle kontrol altına alınmış ve bölge halkının ısınma, aydınlanma ihtiyacını karşılamak üzere stratejik üretimini sürdürmüştür.

Bu tablo, üniversite–sanayi işbirliğinin kâğıt üzerinde kalmadığını; sahada, insan hayatına dokunan somut bir güce dönüştüğünü gözler önüne sermektedir.

Afet anında ‘Nerede bu devlet?’ sorusuna cevabımız nettir: Devlet biziz; siz, biz, o... Afet yönetimi bir sivil seferberlik bilincidir.

Kampüsten Topluma Yayılan Etki

İTÜ Afet Yönetim Merkezi, akademik bir fildişi kule değil; bilgiyi eyleme dönüştüren bir eylem merkezidir. T.C. İçişleri Bakanlığı’ndan endüstriyel devlere kadar uzanan eğitim ve danışmanlık yelpazesi, ulusal güvenliğin bir parçasıdır. Bu etki, İTÜ kampüslerinde “canlı laboratuvar” olarak hayat bulur. Özellikle itfaiye ekipleri için geliştirilen “Kroki Haritalama Sistemi”, stratejik aklın ürünüdür. Kampüs laboratuvarlarındaki tehlikeli kimyasalları ve riskleri anında itfaiye ekiplerine bildiren bu sistem, olası bir yangında yanlış müdahaleyle doğabilecek faciaları önlemek üzere kurgulanmıştır. Müdahaleye giden yangın söndürme ekibine verilen bir A4 harita ve bir refakatçi görevli, saniyelerin hayati önem taşıdığı yangına müdahale anlarında İTÜ’nün detaycı mühendislik yaklaşımını sergiler. Ayrıca, başlangıçta 14 cilt olarak planlanan ve bugün 23 cilde ulaşan “Afet Yönetimi” kitap seti, Türkiye’de alanında tek olma özelliğiyle akademik külliyatımıza eşsiz bir katkı sunmaktadır.

Geleceğin Dirençli Kentleri ve Dayanıklı Toplum Mimarisi

İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi, 1999’un acı tecrübelerini bilimsel bilgi ve kurumsal hafızayla harmanlayan ulusal bir değerdir. Japonya’dan Şili’ye uzanan küresel iş birlikleriyle vizyonunu kıtalar ötesine taşıyan Merkez, sadece binaları değil, toplumun afet bilincini de güçlendirmektedir. Atılan her adım, yapılan her tatbikat ve yetiştirilen her uzmanla İTÜ; sadece kendi kampüslerinin değil, Türkiye’nin daha güvenli geleceğinin mimarisinde kilit bir taşı olmaya devam etmektedir.