Araş. Gör. Kutsi Aybars ÇETİNALP
İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

Prof. Dr. A. M. Celâl ŞENGÖR
İTÜ Maden Fakültesi ve Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü Emekli Öğretim Üyesi



Bilim tarihinde sismoloji disiplininin ve teriminin doğuşu, 19. yüzyılda Robert Mallet’in çalışmalarıyla ilişkilendirilir. Ancak Bizans yazılı kaynakları, bugün algıladığımız şekilde olmasa da sismoloji teriminin Mallet’ten yaklaşık bin yıl önce, 10. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu’nda mevcut olduğunu göstermektedir. Bu dönemde sismoloji, sadece teorik bir ilgi alanı değil, aynı zamanda imparatorluk ordusunun çıkarlarına hizmet eden kurumsal bir yapının da parçasıydı. Bizans tarihçisi Ioseph Genesios’ta rastladığımız “seismoskopoi” (deprem gözlemcileri) adlı uzman grubun varlığı ve bu uzmanların rehber edinmiş olması muhtemel “Seismologion” adlı eser, sismolojinin kadim kökeninin Bizans bilim dünyasında ve askerî teşkilatında aranması gerektiğini gösterir.

Yunan-Roma mirasını muhafaza eden Bizans’ta, Batı’nın aksine Aristoteles külliyatı ve Aristoteleçi görüş kesintisiz olarak devam etti. Aristoteles’in depreme dair görüşleri pek ala biliniyordu, ancak bu ilgili görüşün kabul edildiği anlamına gelmiyordu. 10. yüzyılda yaşamış Bizanslı tarihçi Leon Diakonos, günümüzde Bolu’ya tekabül eden Klaudiopolis’i sarsan 965 Eylül depreminden bahseden yazarlardandır. Bununla birlikte, Leon sadece depremi anlatmakla kalmaz Aristoteles’in deprem teorisine de yer verir. Leon, bu teoriyi -pek çok çağdaşı gibi- 6. yüzyılda yaşamış Agathias’ta okumuş olması muhtemeldir. Leon’un Aristoteles’in görüşlerini aktarırken kullandığı kelime tercihleri onun Aristoteles’e yaklaşımını da gözler önüne serer. Leon’a göre bu teoriyi savunan ya da aktaran astronomlar, bilginler aslında “masal anlatırlar” (Leon Diak, 1828, IV.9.1-22: οἱ μαθηματικοὶ μυθολογοῦσί). Yunanca μυθολογέω (mythologeō) fiili efsaneleri, masalları ve mitleri anlatmak anlamına gelir. Dahası, Leon bu teoriyi reddederek onu, -Bizans yazınında paganları da ifade eden- Hellenlerin zırvalaması olarak değerlendirir ve Mezmurlar 103:32’yi (O [Rab] bakınca yeryüzü titrer, O dokununca dağlar tüter.) yeğlediğini ifade eder. Mikhael Attaleiates’in (yak. 1022-1080) yaklaşımı da Leon’unkinden farklı değildir. Attaleiates de Historia adlı eserinde Aristoteles’in teorisini aktarır. Leon kadar sert ve dar görüşlü olmasa da, bu teoriyi reddeder ve titreşimin rastgele gerçekleşmediğini, dolayısıyla ilahi iradeyle gerçekleştiğini savunur (Attaleiates, 1853, s. 88-89).

İlk bakışta -biraz da anakronizm yaparak- matematikçi olarak algılayabileceğimiz μαθηματικοὶ (mathēmatikoi) ile kastedilen, kelimenin tam anlamıyla “öğrenenler” anlamına gelip, Bizans’ta astrologlar için de kullanılırdı. Bizans’ta μαθηματικοὶ terimi, “ars mathematica” astrolojiye de işaret ettiğinden genellikle astrologları belirtmek için kullanılırdı. Roma imparatorlarının μαθηματικοὶ aleyhinde çıkardığı tüm fermanlar temelde astrolojiyi yasaklamayı hedefliyordu. Bu nedenle, fermanlarda geometri öğretimine ve uygulamasına izin verildiğini açıkça belirtmiştir. Öte yandan, astroloji, Roma ve Bizans dönemlerinde varlığını sürdürmüştür. Astroloji konulu pek çok el yazması bu sayede günümüze kadar ulaşmıştır. İmparator VI. Leon’un, Ptolemaios’un Tetrabiblos’unu kullanmayı önermesine rağmen, sonunda astrolojinin Oikoumene diyarlarına uygulanabilen ilkelerini kabul edip, Hristiyan Kilisesi tarafından yasaklanan zâyiçelerle ilgili kısmı reddetmesi dikkat çekicidir (Leon, 2010, 21.67): τὰ δὲ τῆς γενεθλιαλογίας ὅσα ἐν τοῖς εἰρημένοις παρέσπαρται, ὡς ἀπόβλητα τῆς τοῦ Θεοῦ ἐκκλησίας ἡ ἡμετέρα ἀποτρέπεται βασιλεία.

Bizans metinlerinde depremler sıklıkla astrologların alanına giren bir doğa olayı olarak görülür. Bir bakıma bu yaklaşım, modern döneme kadar etkisini sürdürmüş; sismoloji disiplini uzun süre astronomiyle veya meteorolojiyle kurumsal bağlar içinde gelişmiştir. Nitekim Cambridge Üniversitesi’nde sismoloji astronomi bölümü bünyesinde yer almış ve büyük jeofizikçi Sir Harold Jeffreys (1891-1989) Plumian Astronomi Profesörlüğü görevini yürütmüştür. Benzer şekilde, Almanca konuşulan ülkelerde meteoroloji ile jeofiziğin çoğu zaman tek bir enstitü altında teşkilatlandığı görülürken, İstanbul’da Kandilli Rasathanesi örneğinde olduğu gibi, sismoloji çalışmaları astronomi ve meteoroloji gözlemevlerine bağlanmıştır.

Megas douks’tan minsourator’a kadar, Doğu Roma İmparatorluğu ve imparatorluk ordusu birçok memur ve görevliye sahipti. İşlevini kesin olarak bilemesek de σεισμοσκόπος (seismoskopos: deprem gözlemcisi) bunlardan biriydi. Gizemini koruyan işlevi dışında σεισμοσκόπος ifadesinin kendisi dahi başlı başına ayrı bir sorundur. Eski Yunan ve Bizans yazınında, σεισμοσκόπος kelimesinin geçtiği tek yer, Ioseph Genesios’un (yak. 910-969) Basileia adlı tarih eseridir. Aynı şekilde, seismoskopoi’nin faaliyetlerini gördüğümüz tek kaynak da budur (Genesios, 1978, II. 9.1-8). Basileia’nın II. Kitabı, 9. Bölüm, 1-8’de Genesios, Slav Thomas’ın (yak. 760-823) isyanını anlatır ve isyancı şehirler Herakleia (bugün Marmara Ereğlisi) ve Trakya Panion’un (bugün Barbaros, Tekirdağ) kuşatılmasına odaklanır. Daha sonra imparator, Thomas’ı idam ettirir. Aktarılana göre, bu mücadele sırasında, Şubat 824’te Panion’un surlarını tahrip eden bir deprem meydana gelir. İmparatorluk ordusu, bu gedikten girerek şehri ele geçirir ve isyanı bastırır.

Resim1
Şekil 1. İmparator II. Mikhael, Slav Thomas’a sadık Adrianoupolis (Edirne) şehrini kuşatıyor. Sağda, imparator ordugâhında açıkça görülüyor. İmparatorun üzerinde İmparator Kekeme Mikhael anlamına gelen “Ὁ βασιλεὺς Μιχαὴλ ὁ Τραυλός” yazmaktadır (Madrid Skylitzes, fol. 36v).

Bu noktada, Genesios’un anlatımı yeni bir bilgi sunmaz. İlgili hadise Orta Bizans Dönemi’nin diğer Bizanslı yazarlarında zaten yer alır. Örneğin, 9. yüzyılın anonim Bizanslı yazarı Theophanes Continuatus, bir deprem meydana geldiğini, bu depremin Panion’un surlarını yıkarak imparatorluk ordusuna yol açtığını yazar.  Öte yandan, Herakleia şehri sonuna kadar direnmiştir. Ioannes Skylitzes (1040-1101) de Synopsis Historiarum adlı eserinde Theophanes Continuatus’un anlatımını tekrarlar. Herhangi bir ayrıntı vermeden Panion’un, surları bir depremle yıkıldığında düştüğünü belirtir (Ioannes Skylitzes, 1973, III.13.43-44: τὸ μὲν Πάνιον ἑάλω τοῦ τείχους καταβληθέντος ἀπό τινος ἐπιγενομένου σεισμοῦ). Ioannes Zonaras (yak. 1070-1159), bu ifadeyi daha fazla ayrıntı vermeden tekrarlayan, hatta neredeyse birebir alıntılayan bir başka Orta Bizans yazarıdır. Epitome Historiarum adlı eserinde, Şubat 824 depreminin Panion’un surlarını yıkıp Herakleia’ya zarar verdiğini anlatır (Ioannes Zonaras, 1897, XV.23).

Genesios’un eseri yukarıda yer verdiklerimizi kapsamakla birlikte, önemli bir noktada farklılık gösterir. Genesios’a göre bu deprem Tanrı’dan gelen bir alamettir (θεόθεν σημεῖον). Genesios bazı σεισμοσκόποι’un bu depremi isyancıların yenilgisinin bir işareti olarak yorumladıklarını da belirtir (ὃ τοῖς σεισμοσκόποις σημεῖον ἥττης). Deprem gözlemcileri için kullandığı kelime σεισμοσκόπος tespit edilebildiği kadarıyla kendi icadıdır. Bu, sadece onun metninde geçen bir kelimedir. Söz konusu terim, Yunanca σεισμός (deprem) ile σκοπός (gözlemci, incelemeci; < σκοπέω fiilinden, “bakmak, düşünmek, incelemek, gözlemlemek”) kelimelerinin birleşmesinden türemiştir. Dolayısıyla, kelime tam anlamıyla “deprem gözlemcisi” demektir. Ancak bu terime ne önceki Eski Yunan külliyatında ne de Bizans külliyatında yer almaz. Dolayısıyla, seismoskopoi’ya dair bilgilerimiz, yalnızca Genesios’un verdiği sınırlı anlatıyla kısıtlıdır. Bununla birlikte, Genesios’un eserinin kaleme alındığı dönemde ün kazanmış bazı askerî talimname yazarlarının depremlerle ilgili yaklaşımları dikkate alındığında, Genesios’un depremleri gözlemlemekle görevli astronomları ya da astrologları kastetmiş olması muhtemeldir. Görünüşe göre o, deprem gözlemiyle uğraşan bu kişiler için daha özel bir terime ihtiyaç duymuş ve bu amaçla seismoskopoi ifadesini icat etmiştir. Bu bağlamda seismoskopoi, depremler konusunda uzmanlaşmış, kendi dönemlerinin sismologları olarak değerlendirilebilir.

Yukarıda bahsi geçen askerî talimname yazarlarının belki de en ünlüsü sayılan İmparator VI. Leon, Taktika adlı eserinin epilogos bölümünde, savaşın doğası gereği bazı disiplinlerin bilinmesinin zorunlu olduğunu belirtir. Bunlar arasında silahların imal ve temini, lojistik, askerî mühendislik, astronomi, ilahiyat ve tıp yer alır (Leon, 2010, Epil. 61). Bu bağlamda Leon’un astronomi tanımı meteorolojiyi de kapsamaktadır; zira mevsimlerin ve hava olaylarının doğru öngörülmesi kadar, ordunun sevk ve idaresi için gece ile gündüzün bölümlendirilmesi de ancak bu sayede mümkündür. Leon ayrıca, açıkça isimlendirmediği çeşitli doğa olaylarıyla birlikte depremler hakkında da bilgi sahibi olunması gerektiğini belirtir. Eserin 67. bölümünde bu sahanın, kendisini “göksel olayları incelemeye adamış kimselerin” (οἱ περὶ τοῦ οὐρανοῦ σχολάζοντες) işi olduğunu ve bu kişilerin yıldız hesaplamalarındaki uzmanlıklarıyla sivrildiklerini ifade eder. Bu doğrultuda Leon, astronomi için başvurulabilecek temel kaynaklar arasında Ptolemaios’un Prokheiron Kanon ve Tetrabiblos’unu, Aratos’un Phainomena’sını ve Ioannes Lydos’un De Mensibus adlı eserini zikreder.

Σεισμοσκόποι’un, II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda faaliyet gösteren Askerî Jeoloji Birimi benzeri müstakil bir askerî birlik mi oldukları, yoksa savaş zamanlarında imparatorluk ordusuna eşlik eden sivil bir grup mu oldukları kesin olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte, kesin olan şu ki σεισμοσκόποι askerî açıdan değerli bir birimdi.

Bir başka olasılık, bu deprem gözlemcilerinin, Σεισμολόγιον (Seismologion) adı verilen metinleri hazırlayan kişilerle bağlantılı olmalarıdır. İmparator Konstantinos Porphyrogennetos’a göre Σεισμολόγιον, büyük olasılıkla bir deprem kataloğu niteliğinde olan ve bir komutanın sefer sırasında yanında bulundurması gereken bir kitaptır (Porphyrogennetos, 1990, s. 200-203). Öte yandan, Genesios’un eserinde bahsedilen σεισμοσκόποι, isyancı kentlere karşı düzenlenen cezalandırma seferi sırasında İmparator II. Mikhael’in yanında bulunmuşlardır. Bu kişiler, meydana gelen depremi imparator için yorumlamış ve bunu askerî bir öğüt olarak sunmuşlardır. Dolayısıyla, bu ikilinin birbiriyle ilişkili olduğu ileri sürebilir. Genesios’un aktardıkları, Leon ile Konstantinos Porphyrogennetos’un teorik düzeyde ifade ettiklerinin pratik karşılığını sunmaktadır. Nitekim aynı olguyu kaydeden diğer yazarların hiçbiri, depremleri gözlemlemekle görevli bu tür görevlilerden söz etmez. Benzer şekilde Lexikon zur byzantinischen Gräzität (LBG), σεισμολόγιον terimini “depremler üzerine (kehanet amacıyla) yazılmış kitap” (Buch über Erdbeben (zum Wahrsagen)) şeklinde tanımlar. Bu tanım, Panion Kuşatması sırasında meydana gelen depremden hareketle kehanette bulunan σεισμοσκόποι’un rolüyle örtüşmektedir. Ayrıca LBG, bu terimin “sismoloji” kavramıyla karşılaştırılmasını da önermektedir.

Hem σεισμολόγιον hem de σεισμολογία terimleri, σεισμός (deprem) kelimesinden türemiştir. Aralarındaki fark, λόγιον ve λογία eklerinde yatmaktadır. -λόγιον eki genellikle bir inceleme, derleme, kayıt ya da kehanetle ilişkili bir alanı ifade eder; bu bakımdan σεισμολόγιον, “deprem kaydı” ya da “depremler defteri” olarak anlaşılabilir. Nitekim σεισμολόγιον, Bizans geleneğinde depremlerin yorumlanmasını sağlamanın yanı sıra, parapegmata benzeri takvimsel sistemlerde olduğu üzere ziraî faaliyetlerin zamanlamasına dolaylı biçimde rehberlik eden bir kehanet aracı olarak da işlev görmüştür. Buna karşılık -λογία eki, belirli bir konunun bilimi ya da sistematik incelemesini ifade eder; dolayısıyla σεισμολογία, depremlerin incelenmesi anlamına gelir. Bununla birlikte, her iki terim de “söz”, “anlatı” veya “hesap” anlamlarına gelen ve λέγω (söylemek, toplamak) fiilinden türeyen λόγος’u içerdiğinden, açıkça birbiriyle ilişkilidir. -λογία daha etkin ve sistematik bir araştırmayı ima ederken, -λόγιον daha çok bilginin kayda geçirilmesi veya listelenmesine işaret eder. Ancak bu ayrım her zaman kesin değildir. Benzer bir ayrım, ἑορτολόγιον teriminde de görülür; bu kelime bayram günlerini gösteren bir takvim veya listeyi ifade ederken, ἑορτολογία dinî bayramların incelenmesini konu edinen disiplini ifade eder.

Tüm bu veriler ışığında, Σεισμολόγιον adlı kitabın ve bu terimin, günümüzde “sismoloji” olarak adlandırdığımız alanın bilinen en erken referansını teşkil ettiğini söyleyebiliriz. Oxford English Dictionary, “sismoloji” teriminin ortaya çıkışını, sismolojinin kurucusu olarak kabul edilen Robert Mallet (1810-1881) ve onun The Earthquake Catalogue of the British Association (1858) adlı eseriyle ilişkilendirmekte; ayrıca bu terimi Geç Yunanca σεισμολόγιον ile karşılaştırmaktadır. Bu bağlamda, söz konusu kelimenin Bizans kökenli bir “icat” olduğu açıktır. Ancak OED, bu terimin kaynağını belirtmemekte ve “Geç Yunanca” ifadesiyle neyi kastettiğini açıklığa kavuşturmamaktadır. Buna ek olarak, σεισμοσκόποι, depremleri gözlemleme ve yorumlamaya adanmış en erken bilginler topluluğunu ya da askerî bağlamda, ihtisaslı bir birimi temsil etmektedir. Başka bir deyişle, kendi dönemlerinin sismologları sayılabilecek bu kişiler, her ne kadar Bizans kaynaklarının çoğunda karanlıkta kalmış ve başka metinlerde anılmamış olsalar da, depremleri ilahî alametler olarak yorumlayarak bunlardan pratik askerî sonuçlar çıkarılmasında rol oynamış görünmektedirler. Ayrıca, bu kişilerin Σεισμολόγιον’un müellifleri ya da derlenmesine katkıda bulunanlar olmaları da kuvvetle muhtemeldir.

 

Kaynaklar

Attaleiates, M. (1853). Historia. I. Bekker (Ed.). Weber.

Genesios, I. (1978). Iosephi Genesii regum libri quattuor (Cilt 14). A. Lesmüller-Werner ve H. Thurn (Eds.). De Gruyter.

Kitab-ı Mukaddes Şirketi. (2011). Kutsal Kitap. Kitab-ı Mukaddes Şirketi.

Leon. (2010). Taktika. G. T. Dennis (Ed.). Dumbarton Oaks.

Leon Diakonos. (1828). Historia. C. B. Hase (Ed.). Weber.

Papathanassiou, M. K. (2019). The occult sciences in Byzantium. S. Lazaris (Ed.), A companion to Byzantine science içinde (s. 469). Brill.

Porphyrogennetos, K. (1990). Tres tractatus de expeditionibus militaribus imperatoris. J. Haldon (Ed.). Österreichischen Akademie der Wissenschaften.

Ševčenko, I. (1981). Remarks on the diffusion of Byzantine scientific and pseudo-scientific literature among the Orthodox Slavs. Slavonic East Eur Rev, 59(3), 321–345.

Skylitzes, I. (1973). Synopsis Historiarum (Cilt 5). J. Thurn (Ed.). De Gruyter.

Theophanes Continuatus. (1838). Chronographia (Cilt 45). I. Bekker (Ed.). Weber.

Theophanes Continuatus. (2015). Chronographiae quae Theophanis Continuati nomine fertur Libri I-IV (Cilt 53). J. M. Featherstone (Ed.). De Gruyter.

Zonaras, I. (1897). Epitome historiarum (lib 13–18). T. Büttner-Wobst (Ed.). Weber.